Resimleri Büyütmek İçin Üstüne Tıklayın

 

JEOLOJİK MİRAS

ULUSAL ENVANTERİ HEDEFLERİ  VE BEKLENTİLERİMİZ 
 

Sayın Başkan, saygıdeğer konuklar, değerli meslektaşlarım, kıymetli doğa dostları. Sözlerime başlamadan önce sizleri kurumum (MTA Genel Müdürlüğü) adına saygı ile selamlıyor, etkinliğin başarılı geçmesini diliyorum. Sözlerime Başlarken, Jeolojik Miras Ulusal Envanteri Protokolü kapsamında düzenlenen Trabzon Bölge Toplantısı hazırlıklarında emeği geçen herkese, Düzenleme Kurulu Başkanı Sn.Prof.Dr.Cemil YILMAZ’ın şahsında teşekkür ediyorum. 
 

“Jeolojik Miras Alanları”, “Jeoturizm” ve “Jeolojik Koruma” kavramları, ülkemizde olduğu gibi, dünyada da yeni yeni gelişmekte olan bir uzmanlık alanı. Üzerinde yaşadığımız yer kürenin, başlangıçtan günümüze geçirdiği evrelerin izlerinin kayıtlı olduğu “jeolojik miraslar” konusunda, her geçen gün yaygınlık kazanan bir duyarlılığın var olduğunu belirtmek isterim. 
 

Gelecek kuşakların bilimsel çalışmaları için, büyük önem taşıdığını  düşündüğümüz, Jeolojik Miras alanları, aynı zamanda insanlığın ortak kaynak değerleridir. Bu nedenle, sahip oldukları alan büyüklükleri ve nadirlikleri dikkate alınarak; Jeopark”,“Jeositve Jeotop kavramları ile tanımlanan, “Doğal Anıt Nitelikli Jeolojik Oluşumlar”ın korunarak gelecek kuşaklara aktarılması gerekiyor. Bu konuda son yıllarda uluslar arası yasal düzenlemeler gerçekleştirilmekte ve alan koruma uygulamalarında büyük bir hareketlilik yaşanmaktadır.  
 

Ülkemizde ise; Kapadokya, Pamukkale, Köprülü Kanyon ve Olimpos-Beydağları gibi kamuoyunda yaygın olarak bilinen ve koruma altına alınmış olan sınırlı sayıdaki örnek alanların dışında, henüz birkaç yıl öncesine kadar, alan koruma çalışmalarında “jeolojik miras” kavramı dahi pek bilinmiyor ve bu alanda somut projeler uygulanmıyordu.  
 

Oysa üç büyük kara kütlesinin kesişme noktasında yer alan Anadolu coğrafyası; kıyı - kumul yapıları, mağaraları, krater gölleri, buzulları, fosil alanları, volkanik oluşumları, kıvrımlı ve kırıklı  yapısal unsurları, nadir kayaç ve mineral topluluklarının varlığı ile adeta büyük ölçekli bir “Jeoloji Parkı“ özelliği sunduğunu biz yerbilimciler olarak uzun yıllardır bilmekteyiz. 
 

Geçmişten günümüze bu konuda bir şeyler yapılması gerektiğini söyleyenler hep oldu, bu konuda 1970 li yıllarda bazı gelişmeler, bazı çabalar olduğunu çok azımız hatırlarız. Ne yazık ki son birkaç yıl öncesine kadar, bu konuda somut bir kazanımın elde edilememiş olması, nihai bir ürünün ortaya konulamamış olması, hepimiz için üzücü bir gecikme olarak önümüzde durmaktaydı.    
 

Ülkemizin Jeolojik Miras alanında sahip olduğu zenginliklerin belirlenip, tanımlanması ve ulusal kaynak potansiyelimizin ortaya çıkarılması amacıyla, MTA Genel Müdürlüğü’nce 2003 yılında başlatılmış olan; “Türkiye’nin Jeolojik Miras Alanları ve Bu Alanların Koruma Kullanım Kriterlerinin Belirlenmesi Projesi” sayesinde, uzun yıllar göz ardı edilmiş bir potansiyelin harekete geçirilmesi hedeflenmişti.  
 

Bu projenin temel beklentilerinden bir tanesi de, ülkemizde bir ilk olarak, her hangi bir doğa koruma statüsü verilmemiş, ancak uluslar arası  tanımları ile örtüşen nitelikleri barındıran bazı  pilot alanların, doğal kaynak potansiyelinin tüm yönleri ile ortaya konulmak suretiyle, koruma - kullanma dengesi çerçevesinde, “jeoturizm” faaliyetlerine kazandırılması olarak belirlenmişti. 
 

Bu kapsamda 2003 – 2006 yılları arasında yürütülen arazi çalışmaları ile uzaktan algılama – coğrafi bilgi sistemleri teknikleri de kullanılarak, seçilen iki pilot alanda; Mut (Mersin) Miyosen Havzası ve Karapınar (Konya) Havzası’nda çalışmalar tamamlanmıştır. Bir diğer pilot bölge olan Artabel Gölleri (Gümüşhane) Havzası’nın ise bu yıl Temmuz-Ağustos arazi döneminde, Jeolojik Miras Ulusal Envanter Protokolü’nde belirtilen çalışma programı kapsamında, değerlendirilmesi hedefleniyor.   
 

Bu doğrultuda, çalışılacak sahaların doğal kaynak potansiyeli yanı sıra, uzun devreli gelişme planlarına esas olarak kullanılabilecek, jeoturizm güzergahları ve jeosit gözlem alanları gibi verileri kapsayan, arazi kullanım haritaları ile eğitim amaçlı çeşitli görsel dokümanlar, ilgili uzmanların bilgi ve deneyimlerinin yönlendiriciliğinde hazırlanarak ve rapor halinde Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne sunulmaya başlanılmıştır. 
 

Bu kapsamda “Karapınar Öneri Jeopark Alanı”, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından; 2873 Sayılı Milli Parklar Kanunu Kapsamında ilan edilmek üzere değerlendirmeye alınmış bulunmaktadır. Bu toplantı aracılığı ile ülkemiz için bir ilk olacak, böylesi bir müjdeli haberi sizlerle paylaşmaktan heyecan duyuyor, bu konudaki özverili çabaları ve destekleri için, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü yetkililerine, Genel Müdür Sayın M.Kemal Yalınkılıç şahsında, tüm yer bilimciler adına teşekkür ediyoruz. 
 

Yine bu pilot alanlardaki çalışmalara paralel olarak yürütülmek üzere, 2006 yılında Doğa ve Çevre Derneği ile Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün de ortaklaşa katkıları alınarak, Jeolojik Miras Ulusal Envanteri Protokolü imzalanmıştır. Protokol kapsamında yapılacak çalışmalar için; ülkemizdeki alan koruma çalışmalarına ait tüm yasal koruma mevzuatlarının çerçevesi değerlendirilmiş, arazi verilerinin toplanması ve değerlendirilmesi ile koruma-kullanma kriterlerinin belirleneceği uzun devreli gelişme planlarının hazırlanması gibi; imkânlar – beklentiler ve hedefler gözetilerek, önümüzdeki iki ve beş yıllık sürenin planlaması yapılmıştır. 
 

Protokol kapsamında Türkiye Jeolojik Miras Alanları Yürütme Kurulu ile Türkiye Jeolojik Miras Alanları Danışma Kurulları oluşturulmuştur. MTA Genel Müdürlüğü bünyesinde yapılandırılan Türkiye Jeolojik Miras Alanları Koordinatörlüğü aracılığıyla, Akademik Danışma Kurulu ve Teknik Danışma Kurulu’nun da sağlayacağı bilimsel desteklerle, arazi verilerinin toplanıp değerlendirilmesinden, temsili alanların seçilmesine ve yönetilecek alanların planlamalarına altlık oluşturacak prensiplerin belirlenmesine kadar olan süreç işletilecek. Arşiv ve dokümantasyon merkezi olarak, MTA Genel Müdürlüğü bünyesindeki koordinatör birimin sorumluluk üstleneceği çalışma için, tüm yerbilimci meslektaşlarımızın ve gönüllü doğa dostlarının katkılarını bekliyoruz.  
 

Genel Müdürlüğümüz Stratejik Planı’na da bir ilk olarak girmiş bulunan “Jeolojik Miras Ulusal Envanteri Protokolü” sayesinde, “Jeolojik Koruma” ve “Jeolojik Miras” çalışmalarının,  ülke çapında yaygınlaştırılarak, uluslar arası statülere paralel koruma uygulamalarının yasal ve kurumsal alt yapısının olgunlaştırılması planlanıyor.  
 

Bu sayede bir yandan “doğa koruma bilinci” yaygınlaştırılarak jeolojik mirasımızın yok olma tehlikesi önlenmiş olacak. Öte yandan Jeoturizm sayesinde, turizm gelirleri artırılarak ülkemizin sosyo-kültürel kalkınmasına ve ülke bütçesine katkı yapılması, protokolün ve projenin bir başka çıktısı olarak hedeflenmiştir. Bu toplantının da bu yönde önemli katkılar yapacağı inancıyla başarılı geçmesini diliyor, sizleri saygıyla selamlıyorum.

 

Dr.Erol TİMUR

( MTA Genel Müdürlüğü Jeoloji Etüdleri Dairesi Başkanı)